Necip Fazıl Kısakürek

Türk yazar, İslamcı ideolog ve komplo teorisyeni Vikipedi'den, özgür ansiklopediden

Necip Fazıl Kısakürek

Ahmet Necip Kısakürek (26 Mayıs 1904,[4] İstanbul - 25 Mayıs 1983, İstanbul), Türk şair, romancı, oyun yazarı, İslamcı ideolog ve komplo teorisyeni.[5][6][7][8][9][10]

Pratik Bilgiler Doğum, Ölüm ...
Necip Fazıl Kısakürek
Thumb
DoğumAhmed Necib
26 Mayıs 1904(1904-05-26)
İstanbul, Osmanlı İmparatorluğu
Ölüm25 Mayıs 1983 (78 yaşında)
İstanbul, Türkiye
Defin yeriEyüpsultan Mezarlığı, İstanbul
Takma adlarÜstat, Kaldırımlar Şairi
MeslekŞair, yazar
DilTürkçe
İkametİstanbul
MilliyetTürk
VatandaşlıkTürkiye
Eğitimİstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi
TürMistisizm
Konuİnsan ve Tasavvuf
Edebî akımBüyük Doğu Hareketi
Önemli eserİdeolocya Örgüsü, Kaldırımlar - 1928
Önemli ödülleriKültür Bakanlığı Büyük Ödülü'nü (1980),
İman ve İslam Atlası adlı eseriyle fikir dalında Millî Kültür Vakfı Armağanı'nı (1981),
Türkiye Yazarlar Birliği Üstün Hizmet Ödülü'nü (1982).
Ayrıca Türk Edebiyatı Vakfı'nca 1980'de verilen beratla 'Sultan-üş Şuara' (Şairlerin Sultanı) unvanını kazanmıştır.[1]
Etkin yılları(1925-1983)
EvliliklerNeslihan Kısakürek[2]
Çocuklar5

Etkilendikleri

İmza
Thumb
Resmî site
Kapat
Thumb
Bahriyeli Necip, 1919.

Necip Fazıl, 24 yaşındayken yayımladığı ikinci şiir kitabı Kaldırımlar ile tanınmış[11] ve "Kaldırımlar Şairi" lakabıyla anılmıştır. 1934 yılına kadar sadece şair olarak bilinen Kısakürek, o dönemde Türk basınının merkezi olan Bâb-ı Âli'nin önde gelen isimleri arasında yer almıştır. 1934 yılında Abdülhakîm Arvâsî ile tanıştıktan sonra büyük bir değişim yaşamış ve 1943-1978 arasında 512 sayı yayımlanan Büyük Doğu dergisi yoluyla İslamcı görüşlerini kamuoyuna duyurarak Büyük Doğu Hareketi'ne önderlik etmiştir. Büyük Doğu dergisi, Türkiye'de Büyük Doğu Hareketi'nin ve antikomünizmin yayılmasında öncü bir rol oynamıştır.[12][13]

Necip Fazıl'ın siyasi fikirleri hayatı boyunca değişim göstermiştir. Gençliğinde bir dönem Cumhuriyet Halk Partisi taraftarı yazılar yazmış, devlet bursuyla yurt dışına okumaya gönderilmiş ancak kumar ve alkol bağımlılığı nedeniyle başarısız olup yurda geri dönmüştür. Demokrat Parti döneminde örtülü ödenekten pay aldığı ve buna karşılık olarak tek parti yönetimine karşı kaynaksız ve asılsız birçok suçlamada bulunduğu iddia edilmektedir. Demokrat Parti'nin kendisine sırt çevirmesi ve bir kumar baskınında yakalanmasıyla bu partiyle yollarını ayırmıştır.

1970 yılında eski başbakanlardan Necmettin Erbakan'ın kurduğu Millî Nizam Partisi'nin (MNP) kuruluş beyannamesini kaleme almıştır. MNP'nin ardılı Millî Selamet Partisi (MSP), Bülent Ecevit liderliğindeki CHP ile 1974 yılında koalisyon hükûmeti kurunca MSP'ye desteğini kesmiştir. 1977 yılından 12 Eylül 1980 askeri darbesine kadar Alparslan Türkeş'in lideri olduğu Milliyetçi Hareket Partisi lehine Büyük Doğu dergisinde yazılar yazmış, parti mitinglerinde ve kongrelerinde konuşmalar yaparak bu partide yer edinmeye çalışmıştır.[14]

Hayatı

Özetle
Bakış açısı

Ailesi ve çocukluk yılları

1904 yılında İstanbul'da, Maraşlı bir ailenin oğlu olarak dünyaya geldi. Babası, o sırada hukuk öğrencisi olan ve ilerleyen yıllarda Bursa'da âzâ mülazımlığı, Gebze savcılığı ve Kadıköy hâkimliği görevlerinde bulunan hukukçu Abdülbaki Fazıl Bey; annesi ise Girit ensarlarından bir ailenin kızı olan Mediha Hanım'dır.[15] Ailenin tek çocuğu olarak dünyaya gelen Necip Fazıl'a, babasının büyükbabası Necip Efendi'nin adını verdiler.

Çocukluğu, dönemin ünlü hâkimlerinden olan büyükbabası Mehmet Hilmi Bey'in Çemberlitaş'taki konağında geçti. 15 yaşına kadar önemli hastalıklar geçirdi.[16] 4-5 yaşlarındayken dedesinden okumayı öğrendi ve büyükannesi Zafer Hanım'ın da etkisiyle[15] tutkulu bir okuyucu haline geldi.

İlköğrenimini pek çok farklı okulda tamamladı. Kısa bir süre Gedikpaşa'daki Fransız Frerler Mektebi'nde okudu. 1912 yılında Amerikan Koleji'ne kaydedildi, ancak yaramazlıkları nedeniyle okuldan atıldı. Eğitimine önce Büyükdere'deki Emin Efendi Mahalle Mektebi'nde, ardından yatılı bir okul olan ve Raif Ogan'ın yönettiği Rehber-i İttihat Mektebi'nde devam etti. Burada, sonraki yıllarda yakın dostu olacak Peyami Safa ile tanıştı. Ancak bu okulda daha fazla kalmayarak Büyük Reşit Paşa Numûne Mektebi'ne geçti. Seferberlik nedeniyle ailesi Gebze'nin Aydınlı Köyü'ne taşınınca eğitimine burada devam etti.

Kız kardeşi Selma'nın beş yaşında ölümünün ardından, annesi vereme yakalanınca ailesi Heybeliada'ya taşındı.[17] Böylece Necip Fazıl, ilk öğrenimini Heybeliada Numûne Mektebi'nde tamamladı.

Bahriye Mektebi

1916 yılında Mekteb-i Fünûn-u Bahriye-i Şâhâne'ye (bugünkü adıyla Deniz Harp Okulu) imtihanla girdi.[15] Üç yıl boyunca öğrenim gördüğü bu okulda, Yahya Kemal Beyatlı, Ahmet Hamdi Akseki ve Hamdullah Suphi Tanrıöver gibi tanınmış isimler görev yapıyordu. Türk şiir ve düşünce hayatında Necip Fazıl ile zıt kutuplarda yer alacak olan Nâzım Hikmet Ran da aynı okulda, iki sınıf üstte öğrenim görmekteydi.

Necip Fazıl, Bahriye Mektebi'ndeki (Deniz Harp Okulu) öğrencilik döneminde şiirle ilgilenmeye başladı. Tek nüsha olarak, elle yazılmış Nihal adında haftalık bir dergi çıkararak ilk yayıncılık faaliyetine adım attı.[16] Okulda iyi derece İngilizce öğrenerek Lord Byron, Oscar Wilde ve William Shakespeare gibi Batılı yazarların eserlerini orijinal dilinde okuma fırsatı buldu. Ahmet Necip olan adı, bu okulda "Necip Fazıl" olarak değişti.[17]

Bahriye Mektebi'ndeki üç yıllık öğrenimini tamamladıktan sonra, ilave edilen dördüncü sınıfı bitirmeden okuldan ayrıldı.[15]

İstanbul'un işgali sırasında annesi ile birlikte Erzurum'daki dayısının yanına gitti. Bu dönemde, henüz genç yaşta olan babasını kaybetti.[16]

Darülfünun yılları

İstanbul Darülfünûnu Hukuk Fakültesi'nde yükseköğrenimine başladı ve ardından Edebiyat Medresesi Felsefe Şubesi'ne geçti.[18] Bu okulda, Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Faruk Nafiz Çamlıbel ve Ahmet Kutsi Tecer gibi dönemin ünlü edebiyatçılarıyla tanıştı. Yakup Kadri ve arkadaşlarının çıkardığı Yeni Mecmua dergisinde ilk şiirleri yayımlandı.

1924 yılında, lise ve darülfünun öğrencileri arasından eğitim hayatına Avrupa'da devam edecek ilk grubu belirlemek amacıyla Maarif Vekâleti tarafından düzenlenen sınavda başarılı oldu. Bu başarı sayesinde, üniversitedeki eğitimini resmen tamamlamış sayılarak Paris'e gönderildi.

Paris yılları

1924 yılında Sorbonne Koleji Felsefe Bölümü'ne girdi. Burada sezgici ve mistik filozof Henri Bergson ile tanıştı. Paris'te bohem bir yaşam sürdü ve kumar alışkanlığı edindi. Öyle ki bu dönemde alkol ve kumara bağlılığı nedeniyle kaldığı evin kirasını bile ödeyemediği zamanlar oldu.

Bir yılın sonunda akademik başarısızlığı nedeniyle bursu kesildi ve yurda dönmek zorunda kaldı.[19]

1934 yılına kadar yaşamı

Paris'teki bohem hayatına bir süre İstanbul'da da devam etti. 1925'te ilk şiir kitabı Örümcek Ağı'nı yayımladı. Aynı dönemde bankacılık sektörüne adım attı. Bir Hollanda bankası olan Bahr-i Sefit Bankası'nda başladığı kariyerine Osmanlı Bankası'nda devam etti ve kısa sürede Ceyhan, İstanbul ve Giresun şubelerinde çalıştı.[15] 1928 yılında ikinci şiir kitabı Kaldırımlar yayımlandı ve büyük ilgi gördü.

Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;

Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!

Islak bir yorgan gibi sımsıkı bürüneyim,

Örtün, üstüme örtün serin karanlıkları.

1929 yazının sonlarına doğru Ankara'ya giderek Türkiye İş Bankası'nda "Umum Muhasebe Şefi" olarak göreve başladı. Burada 9 yıl boyunca çalışarak müfettişlik seviyesine yükseldi. Ankara'da siyasal elit ve aydın çevreyle yakın ilişkiler kurdu;[16] Falih Rıfkı Atay ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu ile sıkça bir araya geldi.

1931-1933 yılları arasında askerlik yaptı. Askerlik hizmetinin ilk altı ayını Taşkışla'daki 5. Alay'ın Zâbit Kıtası'nda nefer olarak geçirdi. Sonraki altı ay boyunca Harbiye'deki İhtiyat Zâbit Mektebi'nde öğrenci olarak eğitim aldı ve ardından altı ay boyunca aynı yerde subaylık yaptı.[15]

Askerlik hizmetinin ardından Ankara'ya döndü. Üçüncü şiir kitabı Ben ve Ötesi yayımlandıktan sonra ününün zirvesine ulaştı.[15] Ayrıca dergilerde yayımlanan hikâyelerini Birkaç Hikâye Birkaç Tahlil adlı kitapta topladı.

Bu dönemde kumar düşkünlüğünden kurtulamadı. Gazeteci ve radyo spikeri Eşref Şefik Atabey hastalandığında, ilaç alması için verdiği parayı kumarda kaybettiği eve sabahaa karşı eli boş döndüğü anlatılır.[20][21]

1934-1943 yılları arasındaki yaşamı

1934 yılı, Necip Fazıl'ın biyografisinde bir dönüm noktası oldu. O yıl, bir Nakşî şeyhi olan Abdülhakîm Arvâsî ile tanıştı. Abdulhakîm Arvâsî ile Eyüpsultan Camii'nden Pierre Loti tesislerine uzanan yol üzerinde yer alan Kaşgari Murtaza Efendi Cami'ndeki sohbetleri sayesinde ciddi bir fikir ve zihniyet dönüşümü yaşadı. Abdulhakîm Arvâsî ile tanışmasını kendisi için milat kabul eden Necip Fazıl'ın şiirlerinde, bu tanışmadan sonra tasavvufi düşüncenin izleri görülmeye başladı.

Arvâsî ile tanışmasının adından yaşadığı derin fikir değişimi sonrasında hayatının yeni dönemindeki ilk önemli eseri olan Tohum adlı tiyatro oyununu yazdı (1935).[15] İslamcılık ve Türklük vurgusunun ön planda olduğu eser, Muhsin Ertuğrul tarafından İstanbul Şehir Tiyatroları'nda sahnelendi. Oyun, sanat çevrelerinden büyük ilgi görmesine rağmen hâlde halkın ilgisini çekemedi.

1936'da bir kültür-sanat dergisi olan Ağaç Mecmuası'nı çıkarmaya başladı. İlk sayısı 14 Mart 1936'da Ankara'da yayımlanan dergi, ilk altı sayıdan sonra İstanbul'da yayımlanmaya devam etti. Dergi spiritüalist özelliklere sahipti ve Ahmet Hamdi Tanpınar, Cahit Sıtkı Tarancı gibi önemli edebiyatçılar dergiye katkı sağladı. Büyük ölçüde Türkiye İş Bankası tarafından finanse edilen[22] derginin yayın hayatı 16 sayı sürdü.

1937 yılında tamamladığı Bir Adam Yaratmak adlı piyesi, ilk defa 1937-1938 tiyatro sezonunda İstanbul Şehir Tiyatroları'nda Muhsin Ertuğrul tarafından sahneye kondu ve büyük ilgi gördü.[15] Eser, insanın ve aklın güçsüzlüğünü ortaya koymakta; pozitivizmi ve kuru akılcılığı reddetmektedir.[23]

1938 yılı başlarında, yeni bir millî marş yazılması için Ulus gazetesinin açtığı yarışma kapsamında kendisine yapılan teklifi kabul etti. Ancak yarışmanın iptal şartını öne sürdü. Bu şartı hemen kabul edilince Büyük Doğu Marşı şiirini yazdı.[15] Şiire verdiği "Büyük Doğu" adı, daha sonra çıkaracağı derginin ismi oldu.[17]

1938 sonbaharında bankacılıktan ayrılan Necip Fazıl, Haber gazetesine girerek gazeteciliğe başladı.[15] Maarif Vekili Hasan Âli Yücel tarafından atandığı Ankara Devlet Yüksek Konservatuvarı'ndaki öğretim üyeliğini kısa süre sonra bıraktı ve İstanbul'da bir görev verilmesini istedi. Bunun üzerine Güzel Sanatlar Akademisi'nin Yüksek Mimari kısmına atandı. Ayrıca Robert Kolej'de edebiyat öğretmenliği yaptı.[15]

1934'te yaşadığı dönüşüm dönemini anlatan Çile adlı şiirini 1939'da yayımladı. 1940 yılında Türk Dil Kurumu adına Namık Kemal isimli bir eser kaleme aldı. Namık Kemal'in 100. doğum yıl dönümü dolayısıyla yayımlanan kitapta, Namık Kemal'i şairliği, romancılığı, oyun yazarlığı ve fikir adamlığı yönlerinden eleştirdi.[24]

1941 yılında Fatma Neslihan Balaban ile evlendi. Bu evlilikten Mehmet (1943), Ömer (1944), Ayşe (1948), Osman (1950) ve Zeynep (1954) isimli beş çocuğu oldu.

1942 kışında yeniden askerlik yapmak üzere 45 günlüğüne Erzurum'a gönderildi. Askerdeyken siyasi bir yazı kaleme alması nedeniyle mahkûm oldu ve ilk kez hapis cezası aldı. Sultanahmet Cezaevi'nde hapis yattı.

1943-1949 arasındaki yaşamı

Necip Fazıl Kısakürek, 1943 yılından itibaren siyasal tavrını ve Türk modernleşmesine eleştirisini ortaya koyan faaliyetlerine başlamıştır. Muhalefet anlayışını ifade eden araç, 17 Eylül 1943 günü ilk sayısını çıkardığı Büyük Doğu dergisidir.[16] Büyük Doğu, o dönemde çıkarılan tek İslamcı dergidir.[16] Başlangıçta dönemin ünlü isimlerinin yazılarının da yer aldığı dergide, daha sonra değişik takma adlarla Necip Fazıl'ın yazdığı yazılar egemen olmuştur.[17]

Necip Fazıl'ın takma isimlerinden bazıları şunlardır: B.A.B, İstanbul Çocuğu, BÜYÜK DOĞU, Fa, Tenkitçi, N.F.K., ?, Ne-Mu, Ahmet Abdülbaki, Abdinin Kölesi, HA.A.KA, Adıdeğmez, Bankacı, Be-De, Prof. Ş. Ü., Dilci, İstanbullu, Muhbir, Dedektif X Bir….[17]

Dergi, ilk olarak 1943 yılının Aralık ayında "dinî neşriyat yapmak ve rejimi beğenmemek" gerekçesiyle birkaç aylığına kapatılırken, Necip Fazıl ise Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Mimari bölümündeki işinden kovuldu. Dergi, Şubat'ta tekrar yayımlandı; ancak "rejime itaatsizliği teşvik" suçlamasıyla Mayıs 1944'te Bakanlar Kurulu kararıyla kapatıldı. Gerekçe, "Allah'a itaat etmeyene itaat edilmez" hadisinin tek parti yönetimini işaret ettiğine inanılmasıydı. Necip Fazıl, ikinci defa ikinci askerliğe sevk edilerek Eğirdir'e sürüldü.

2 Kasım 1945'te Büyük Doğu'yu yeniden çıkarmaya başladı. Dergide artık daha çok dinî yazılara yer veriliyordu ve yazıların çoğu, "Adıdeğmez" mahlasını kullanan kendisinin kaleminden çıkmaktaydı.[17] Dergisinin üst üste birkaç kez kapatılmasından sonra radikalleşen Necip Fazıl, 4 Aralık 1945 günü gerçekleşen Tan baskını sırasında Vakit Yurdu denilen binanın penceresinden olayları izledi ve kendisine sevgi gösterisi yaparak binanın önünden geçen gençleri alkışladı.[25]

Büyük Doğu, 13 Aralık 1946 tarihli sayıdaki yazısı nedeniyle tekrar kapatıldı. Necip Fazıl, dergide tefrika edilmeye başlamış olan Sır isimli piyesinden dolayı "milleti kanlı ihtilale teşvik" suçlamasıyla mahkemeye çıkarıldı.

1947 baharında Büyük Doğu'yu yeniden çıkarmaya başladı. 6 Haziran'da Rıza Tevfik'e ait Abdülhamîd'in Ruhaniyetinden İstimdat başlıklı bir şiirin yayımlanması sebebiyle dergi mahkeme kararıyla tekrar kapatılırken, Necip Fazıl tutuklandı. Derginin sahibi görünen eşi Neslihan Hanım ile birlikte "Padişahlık Propagandası Yapmak - Türklüğe ve Türk Milletine Hakaret" suçlamasıyla yargılanan şair, 1 ay 3 gün tutuklu kaldıktan sonra beraat etti.[15]

Bu tarihten sonra dergide sadece İslamcılığı öven yazılar değil; Yahudilik, Masonluk ve komünizm düşmanlığı içeren yazılar yayımladı.[17]

1947 yılı içinde Sabır Taşı piyesi CHP Sanat Mükafatı'na layık görülse de jürinin verdiği karar, parti'nin genel idare kurulu tarafından iptal edildi.[15] Aynı yıl, Büyük Doğu'nun çıkmadığı bir dönemde Borazan adlı mizah dergisini üç sayı çıkaran Necip Fazıl, hakkındaki beraat kararı 1948 yılında Temyiz Mahkemesi tarafından bozulunca geçimini sağlamak için evindeki tüm eşyaları satmak zorunda kaldı.[15]

Büyük Doğu Cemiyeti

Sanatçı, 28 Haziran 1949'da Büyük Doğu Cemiyeti'ni kurdu. Başkanlığını yaptığı dernekte başkan yardımcısı Cevat Rıfat Atilhan, genel sekreter ise Abdurrahim Rahmi Zapsu idi.[26] 1950'de derneğin ilk şubesi Kayseri'de açıldı. Necip Fazıl, Kayseri'deki açılıştan İstanbul'a döndükten sonra bir yazısı nedeniyle tutuklandı. "Türklüğe hakaret davası"nda verilmiş beraat kararı, nisan ayında Temyiz Mahkemesi tarafından bozdurulunca eşi Neslihan Hanım ile birlikte hapse girdi. 1950 Genel Seçimleri'nden sonra seçimden zaferle çıkan Demokrat Parti'nin çıkardığı af yasasıyla hapishaneden tahliye edilen ilk kişi olarak[27] 15 Temmuz'da serbest kaldı. 18 Ağustos 1950'de Büyük Doğu'yu yeniden yayımlamaya başladı. Necip Fazıl, dergide Adnan Menderes'e açık mektuplar yazarak partiyi İslam ekseninde geliştirmesini önerdi. O yıl Büyük Doğu Cemiyeti'nin Tavşanlı, Kütahya, Afyon, Soma, Malatya ve Diyarbakır şubelerini açtı.[15]

22 Mart 1951 tarihinde "Kumarhane Baskını" olarak anılan olay gerçekleşti. Beyoğlu'ndaki bir kumarhaneye düzenlenen baskında yakalanan Necip Fazıl, bu olay nedeniyle 18 saat karakolda tutuldu.[27][28] O dönemde yaptığı açıklamalarda röportaj yapmak üzere kumarhanede bulunduğunu belirten Necip Fazıl, ilerleyen yıllarda ise Büyük Doğu'yu korumak için bir adam tutmak üzere orada olduğunu söyledi. Kendisine göre bu olay, Demokrat Parti'nin bir komplosuydu.[17]

30 Mart 1951'de dergisinin 54. sayısını çıkardı. Ancak dergi bayilere dağıtılmadan toplatma kararı verildi. Bu sayıda yer alan imzasız bir yazısı nedeniyle tutuklanan Necip Fazıl, 19 gün cezaevinde kaldı.[27] Mahkemede 9 ay 12 günlük hapis cezasına çarptırıldı. Cezasını dört ay erteletti ve ardından hastaneden 3 aylık bir tecil raporu aldı.

Necip Fazıl, başkanı olduğu Büyük Doğu Cemiyeti'ni ani bir kararla 26 Mayıs 1951'de feshetti. Örtülü ödenekten aldığı paraya karşılık cemiyeti kapattığı iddia edildi.[17] Kurmayı düşündüğü Büyük Doğu Partisi'nin ana nizamnamesini 15 Haziran 1951'de Büyük Doğu dergisinde yayımladı.[17] Bu taslakta, CHP'nin Altı Ok'una karşılık Büyük Doğu'nun Dokuz Umde'si, Millî Şef'e karşılık İslâmi bir yüce olan "Başyüce" bulunuyordu. Programa göre faiz, dans, heykel, zina, fuhuş, kumar, içki ve her türlü keyif verici madde yasaklanacak; suçlular kısas yöntemiyle cezalandırılacaktı. Necip Fazıl, Haziran 1951'de dergiye ara verdi. Son sayısında "Müslüman Türklerin günlük gazetesi çıkacak" duyurusunu yaptı. Günlük Büyük Doğu Gazetesi 16 Kasım 1951'de yayımlanmaya başladı.

Necip Fazıl’ın 1951'de aldığı hapis cezasıyla ilgili hastaneden aldığı tecil raporunun süresi dolarken 22 Mayıs 1952'de "Malatya Hadisesi" meydana geldi. O gün, Vatan gazetesinin sahibi ve başyazarı Ahmet Emin Yalman, Malatya'da bir suikast teşebbüsünde yaralandı. Necip Fazıl, Hüseyin Üzmez'i azmettirmekle suçlandı.[29] Şair, "Taammüden katle teşvik ve azmettirmek, katle teşebbüs fiilini medih ve istihsal eylemek" suçlamalarıyla tutuklanarak Malatya'ya sevk edildi.[30] 1951'deki mahkûmiyeti sebebiyle 9 ay 12 günlük hapis cezasını çekerken, "Maskenizi Yırtıyorum" başlıklı bir broşür yayımlayarak 1943'ten beri başına gelenleri ve Malatya Hadisesi ile ilgili yaşananları değerlendirdi (11 Aralık 1952).[15] Malatya Davası hâlâ devam ettiğinden, 1951 mahkûmiyeti sona erdikten sonra da bir süre tutuklu kaldı. Malatya Davası'ndan suçsuz bulunarak 16 Aralık 1953'te serbest bırakıldı.[30]

1957'de çeşitli davalardan gecikmiş cezaları nedeniyle 8 ay 4 gün daha hapis yattı.

1958'de Türkiye Jokey Kulübü'nün ısmarlaması ve çocukluk yıllarından[31] gelen atlara olan ilgisi sebebiyle At'a Senfoni adlı eserini kaleme aldı.

1960 darbesinden ardından 6 Haziran'da evinden alınan Necip Fazıl, 4,5 ay Balmumcu Garnizonu'nda tutuldu. Basın Affı nedeniyle tahliye edilse de Atatürk'e hakaret suçu içerdiği iddia edilen bir yazısı nedeniyle mahkûmiyet kararı Balmumcu’da bulunduğu sırada kesinleşti. Böylece tahliye edildiği gün tekrar tutuklanarak ve Toptaşı Cezaevi'ne gönderildi. 1 yıl 65 günlük cezayı doldurduktan sonra 18 Aralık 1961'de serbest kaldı.

1960'tan sonraki yaşamı

Thumb
Necip Fazıl Kısakürek'in mezarı.

Serbest kaldıktan sonra, önce Yeni İstiklal, sonra Son Posta adlı gazetede yazarlığa başladı. 1963-1964 yıllarında Türkiye'nin çeşitli yerlerinde konferanslar verdi.

1965'te "B.D. Fikir Kulübü"nü kurdu. Konferanslar serisini ve günlük yazılarını sürdürdü; bazı eserlerini gazetelerde tefrika etti.

1973 yılında hacca gitti. O yıl, oğlu Mehmet'e "Büyük Doğu Yayınevi"ni kurdurdu.[15] Esselâm isimli manzum eserinden başlayarak daha önce çeşitli yayınevleri tarafından basılmış eserlerinin düzenli yayınına başladı. 23 Kasım 1975'te, Millî Türk Talebe Birliği tarafından mücadelesinin 40. yılı münasebetiyle bir "jübile" tertiplendi. 1976'da, dergi-kitap formatında yayımlanan ve 1980 yılına kadar 13 sayı sürecek Rapor adlı dergiyi çıkardı. 1978'de ise Son Devre: Büyük Doğu dergisini yayımladı.

26 Mayıs 1980'de Türk Edebiyat Vakfı tarafından "Şairler Sultanı" unvanı verildi. 1982 yılında yayımlanan Batı Tefekkürü ve İslâm Tasavvufu isimli eseri sebebiyle "Yılın Fikir ve Sanat Adamı" seçildi.

Eserleriyle ünlenmeye devam eden usta edebiyatçı, Bir Adam Yaratmak adlı piyesindeki olay örgüsü ve diyalogların derinliği bakımından büyük ilgi gördü ve "Türk Shakespeare" olarak anılmaya başlandı.[32]

İman ve İslâm Atlası adlı eserini yazmak için 1981 yılında Erenköy'deki evinde odasına kapandı. Yeni bir parti kurmak üzere bulunan Turgut Özal'ı sık sık odasına kabul etti ve tavsiyelerde bulundu.[15]

Atatürk aleyhinde işlenen suçlar hakkındaki kanuna aykırı fiil işlediği gerekçesiyle 8 Temmuz 1981 tarihinde Atatürk'ün manevi şahsına hakaret suçundan hüküm giydi. Karar, Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından onaylandı.[33] Davaya konu olan Vatan Haini Değil, Büyük Vatan Dostu Sultan Vahidüddin adlı kitabın herhangi bir suç unsuru teşkil etmediği, mahkemenin atadığı bilirkişi tarafından rapor edilmişse de Necip Fazıl, "Atatürk'e hakaret etmeye meyilli olmak" gerekçesiyle mahkûm edildi.[34]

25 Mayıs 1983'te evinde hayatını kaybetti. Cenazesi, Eyüpsultan Mezarlığı'nda toprağa verildi.

Çalışmaları

Özetle
Bakış açısı

12 yaşında şiir yazmaya başlayan Necip Fazıl'ın ilk şiir kitabı, 17 yaşında iken yayımlandı ve şiirleri Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlığı'nın ders kitaplarında okutuldu. Genç yaşta yazdığı tiyatro eserleri, dönemin tiyatrolarında aylarca kapalı gişe sahnelendi.[kaynak belirtilmeli]

Paris dönüşü yayımladığı Örümcek Ağı ve Kaldırımlar adlı şiir kitapları, onu çok genç yaşta ünlü yaptı. Henüz otuz yaşına basmadan çıkardığı yeni şiir kitabı Ben ve Ötesi (1932) ile takdir toplamayı sürdürdü. Birçok kişi tarafından da çok sevilen şair, "Üstat Necip Fazıl Kısakürek" olarak anılmaya başlandı.[kaynak belirtilmeli]

Necip Fazıl, 1934 yılında Nakşî şeyhi Abdülhakîm Arvâsî ile tanıştıktan sonra İslami kimliğiyle öne çıkmaya başladı. Bu dönemde, tamamında üstün bir ahlak felsefesinin savunulduğu tiyatro eserlerini birbiri ardına kaleme aldı. Tohum, Para, Bir Adam Yaratmak ve Nam-ı Diğer Parmaksız Salih gibi piyesleri büyük ilgi gördü. Cinnet Mustatili adlı eserinde hapishane anıları yer verdi.[kaynak belirtilmeli]

Sık sık kapatılan veya toplatılan Büyük Doğu dergisinin yayımlanmadığı dönemlerde, günlük fıkra ve yazılarını Ortadoğu, Son Havadis, Milliyet, Millî Gazete, Hergün ve Tercüman gazetelerinde yayımladı.[kaynak belirtilmeli]

Vasiyeti

Vasiyetinin bir kısmı:

  • Fikir ve duyguda vasiyete lüzum görmüyorum. Bu bahiste bütün eserlerim; her kelime, cümle, mısra ve topyekûn ifade tarzım vasiyettir. Eğer bu kamusluk bütünü tek ve minicik bir daire içinde toplamak gerekirse söylenecek söz, "Allah ve Resulü'nden başka her şey hiç ve batıl." demekten ibarettir.[35]
  • Beni, ayrıca hususi vasiyetimde belirttiğim gibi, İslamî usullerin en incelerine riayetle defnediniz! Burada, umumi vasiyette de belirtilmesi gereken bir noktaya değinmeliyim.[35]
  • Cenazeme çiçek ve bando mızıka gönderecek makam ve şahıslarla herhangi bir yakınlığımız yoktur ve kimsenin böyle bir zahmete girişmeyeceği de malumdur... Ancak bu hususta bir muziplik zuhur edecek olursa, ne yapılması gerektiği de beni sevenlerce bilinir... Çiçekler çamura, bando ise yüz geri koğuşuna.[35]

Çile şiirindeki şu satırlar, vasiyetini teyit eder niteliktedir:

"Son günüm olmasın çelengim top arabam
Beni alıp götürsün tam dört inanmış adam"

Siyasi fikirleri

1934 yılında dahil olduğu Nakşibendilik tarikatından sonra, ülkedeki siyasi gelişmelere dair değerlendirmelerde bulunmaya başladı.[36] 1943 yılından sonra çıkardığı Büyük Doğu dergisinde yazdıklarıyla, 1945 yılındaki Tan Gazetesi Baskınını, 1952 yılında Malatya'da gerçekleşen Ahmet Emin Yalman suikast girişimi öncesinde Yalman'ı hedef alan yazılar kaleme aldı.[36][37] Ayrıca, Komünist Rusya'ya karşı ABD lehine yazılar yazdı.[38][39] Bu dönemde fikirleri, Millî Türk Talebe Birliği'ndeki gençler tarafından sahiplenildi.[40]

Soğuk Savaş döneminde Türkiye'de antikomünizm akımın öncülerinden biri oldu.[41] Ayrıca, dünya görüşü çerçevesinde yakın tarihi de yorumladı ve bu doğrultuda, resmî tarihe alternatif olarak Vahdettin: Vatan Haini Değil Büyük Vatan Dostu gibi kitaplarla tarih yazımına da girişti.

Eleştiriler

Özetle
Bakış açısı

Necip Fazıl'ın düşünce örgüsü din, tasavvuf ve mistisizm ekseninde gelişmiş, fikrî mücadelesini bu çerçevede sürdürmüştür. Fikir ve inançlarını yaymak için kullandığı çok sayıda edebî aracın yanı sıra yayın hayatına da girerek kendi medyasını oluşturma çabasına girişmiş ve bu doğrultuda Demokrat Parti iktidarının imkânlarını kullanmak istemiştir. Demokrat Parti iktidarının başvekili Adnan Menderes'e yazdığı yardım mektubu[42] ve Demokrat Parti'den aldığı 147.000 liralık örtülü ödenek desteği, Yassıada yargılamalarına da konu olmuştur.[43] Tarihçi Ayşe Hür, hayatı boyunca devam eden bağımlılığına işaret ederek, Necip Fazıl'ın örtülü ödenekten para talep etmesini "kumar bağımlılığı" ile ilişkilendirir.[44][45]

Fikir değişimleri

Necip Fazıl Kısakürek'in hayatı, kendi anlatımına göre, 1934 yılında Nakşibendi şeyhi Abdülhakîm Arvâsî ile tanışmasıyla değişmiş ve genel olarak ülkücü ve İslamcı bir çizgide sürmüşse de farklı yönetim dönemlerinde yazdığı yazılar, kitap ve mektuplar fikir değişiklikleri göstermektedir.[46] Gerek kendisinin gerek arkadaşlarının yazdıklarına ve anı kitaplarına göre, değişimlerinin en keskininin 1940 yılında olduğu ileri sürülür. 1940 yılında CHP'den milletvekili olmayı istemiş, ancak kabul edilmemiştir.[47] Kısakürek'in 1940 yılından itibaren geçirdiği değişim, yazar Mîna Urgan Bir Dinozorun Anıları kitabında detaylarıyla anlatılmıştır.[48]

Mustafa Kemal Atatürk'ün cumhurbaşkanlığı döneminde ve ölümünden sonra Kemalist görüşte sayısız yazı[49] kaleme alan Necip Fazıl, İsmet İnönü döneminin, özellikle 1943 yılı sonrasında, İnönü ve Cumhuriyet rejimine karşıt görüşler savunmuştur. İnönü ve CHP'yi din düşmanlığıyla suçlamış, Cumhuriyet rejimini Batı hayranlığıyla özdeşleştirmiş ve daha önce eleştirdiği rejim karşıtlarıyla aynı dili kullanmaya başlamıştır.[50]

1950 genel seçimleri öncesinde yoğun biçimde Demokrat Parti karşıtı görüşlerini paylaşırken,[51][52] Demokrat Parti iktidara geldikten bir süre sonra parti yanlısı olmuştur. Örneğin, 12 Aralık 1950 tarihli Büyük Doğu dergisindeki yazısında, Atatürk'ün cumhurbaşkanlığında geçen Cumhuriyet'in ilk 15 yılına yönelik eleştirilerini iyice sertleştirmiştir.[53]

Necip Fazıl Kısakürek, 1950'li yıllarda Adnan Menderes'e defalarca mektup yazarak para istemiş, "Benim yaptığımı yapanlara hükümetler ve rejimler servetlerini ve nimetlerini yağdırır" demiştir.[54] Demokrat Parti'ye verdiği hizmetler karşılığında maddi destek istediği mektuplardan birinde, acınacak halde olduğunu ve intihar edebileceğini de yazmıştır.[55] Yassıada duruşmalarında açıklandığına göre, 1950-1960 yılları arasında Kısakürek'e örtülü ödenekten 147.000 TL ödenmiştir.[56][57] Bu dönemde yazdığı Benim Gözümden Menderes kitabında Menderes'e "köle olmaktan şeref duyduğunu" bile ifade etmiştir..[58]

Örneğin, Menemen Olayı hakkında 1 ve 5 Ocak 1931 tarihli Hâkimiyet-i Milliye gazetelerinde hükûmet lehine, hattâ çok daha sertlik yanlısı yazılar yazarken,[59][60] 1969 tarihli Son Devrin Din Mazlumları kitabında tam tersi görüşlerini kaleme almıştır.[61]

Tarihsel revizyonizm yaparken en radikal görüşleri ileri sürmüştür. 31 Mart Vakası'nın masonlar ve İttihatçıların ortak planı olduğunu, ayaklanmayı bastıran Hareket Ordusu'nun "şuursuzlar sürüsü" olduğunu, Şeyh Said'in devlete isyanının bir isyan değil, dindar bir Müslüman'ın dinsizlerle mücadelesi olduğunu, sadece şapka giymediği için idam edilenlere son kez "Şapka giyiyor musunuz, giymiyor musunuz?" diye sorulup kabul etmeyince asıldıklarını, Kurtuluş Savaşı'nda Kuvâ-yi Milliye karşıtı İskilipli Âtıf Hoca'nın vatan haini olmayıp Şapka Kanunu'na karşı çıktığı için idam edildiğini, Dersim İsyanı'nın bir Müslüman katliamı olduğunu, II. Abdülhamid'in akıl hastası denilerek tımarhaneye kapatıldığını, Said Nursî'nin büyük bir alim olduğunu ve işkence gördüğünü iddia etmiştir.[62] VI. Mehmed Vahdettin'in Kurtuluş Savaşı'na karşı olmayıp mücadeleyi başlatması için Mustafa Kemal'e 40 bin altın verdiğini de ileri sürmüştür.[63]

Hatırası

Ailesi tarafından 2015 yılında Necip Fazıl Kısakürek Kültür ve Araştırma Vakfı kurulmuştur.[64]

Eserleri

  • Bayram
  • Bekleyen
  • Vatan Dostu Sultan Vahidüddin
  • 1925: Örümcek Ağı
  • 1928: Kaldırımlar
  • 1932: Ben ve Ötesi
  • 1933: Birkaç Hikâye Birkaç Tahlil
  • 1935: Tohum
  • 1937: Beklenen
  • 1938: Bir Adam Yaratmak
  • 1938: Künye
  • 1940: Çerçeve
  • 1940: Namık Kemâl
  • 1940: Sabır Taşı
  • 1942: Para
  • 1944: Vatan Şairi Nâmık Kemâl
  • 1946: Müdafaa
  • 1948: Halkadan Pırıltılar (Veliler Ordusundan)
  • 1949: Nam
  • 1950: Çöle İnen Nur (İzinsiz Baskı)
  • 1951: 101 Hadis (Büyük Doğu'nun 1951'de verdiği ek)
  • 1953: Maskenizi Yırtıyorum
  • 1955: Cinnet Mustatili (Yılanlı Kuyudan)
  • 1955: Sonsuzluk Kervanı
  • 1956: Mektubat'tan Seçmeler
  • 1958: At'a Senfoni
  • 1959: Büyük Doğu'ya DOĞRU (İdeolocya Örgüsü)
  • 1960: Altun Halka (Silsile)
  • 1961: O ki O Yüzden Varız (Çöle İnen Nur)
  • 1962: Çile
  • 1962: Her Cephesiyle Komünizm
  • 1962: Türkiye'de Komünizm ve Köy Enstitüleri
  • 1964: Ahşap Konak (Büyük Doğu'nun 1964'te verdiği ek)
  • 1964: Hazret
  • 1964: İman ve Aksiyon
  • 1964: Reis Bey
  • 1964: Siyah Pelerinli Adam (Büyük Doğu'nun 1964'te verdiği ek)
  • 1965: Bir Pırıltı Binbir Işık
  • 1965: Büyük Kapı (O ve Ben)
  • 1965: Ruh Burkuntularından Hikâyeler
  • 1965: Ulu Hakan II. Abdülhamid Han
  • 1966: Büyük Kapı'ya ek (Başbuğ Velilerden)
  • 1966: İki Hitabe: Ayasofya/Mehmetçik
  • 1966: Tarih Boyunca Büyük Mazlumlar I
  • 1966: Tarih Boyunca Büyük Mazlumlar II
  • 1967: El Mevahibü'l Ledüniyye
  • 1968: 1001 Çerçeve 1
  • 1968: 1001 Çerçeve 2
  • 1968: 1001 Çerçeve 3
  • 1968: 1001 Çerçeve 4
  • 1968: 1001 Çerçeve 5
  • 1968: İdeolocya Örgüsü
  • 1968: Peygamber Halkası
  • 1968: Tanrı Kulundan Dinlediklerim I
  • 1968: Tanrı Kulundan Dinlediklerim II
  • 1968: Türkiye'nin Manzarası
  • 1968: Vahidüddin
  • 1969: Son Devrin Din Mazlumları
  • 1969: Müdafaalarım
  • 1969: Piyeslerim(Ulu Hakan/Yunus Emre/S. P. Adam)
  • 1969: Şiirlerim
  • 1969: Sosyalizm Komünizm ve İnsanlık
  • 1970: Benim Gözümde Menderes
  • 1970: Hikâyelerim
  • 1970: Kanlı Sarık
  • 1970: Nur Harmanı
  • 1970: Yeniçeri
  • 1971: Reşahat
  • 1972: Senaryo Romanları
  • 1973: Esselâm
  • 1973: Hac
  • 1973: Hazret
  • 1973: Moskof
  • 1974: Çile (Nihaî Tertib)
  • 1974: Başbuğ Velilerden 33 (Altun Silsile)
  • 1974: O ve Ben
  • 1974: Rabıta
  • 1975: Bâbıâli
  • 1975: Hitabeler
  • 1976: İhtilal
  • 1976: Mukaddes Emanet
  • 1976: Rapor 1
  • 1976: Rapor 2
  • 1976: Sahte Kahramanlar
  • 1976: Veliler Ordusundan 333 (Halkadan Pırıltılar)
  • 1977: Rapor 3
  • 1977: Yolumuz, Halimiz, Çaremiz
  • 1978: Doğru Yolun Sapık Kolları
  • 1978: İbrahim Ethem
  • 1979: Rapor 4
  • 1979: Rapor 5
  • 1979: Rapor 6
  • 1980: Aynadaki Yalan
  • 1980: Rapor 10
  • 1980: Rapor 11
  • 1980: Rapor 12
  • 1980: Rapor 13
  • 1980: Rapor 7
  • 1980: Rapor 8
  • 1980: Rapor 9
  • 1981: İman ve İslâm Atlası
  • 1982: Batı Tefekkürü ve İslâm Tasavvufu
  • 1983: Tasavvuf Bahçeleri
  • 1984: Kafa Kâğıdı
  • 1985: Dünya Bir İnkılâp Bekliyor
  • 1985: Hesaplaşma
  • 1986: Mümin
  • 1988: Öfke Ve Hiciv
  • 1990: Başmakalelerim 1
  • 1990: Çerçeve 2
  • 1990: Konuşmalar
  • 1991: Çerçeve 3
  • 1992: Hücum Ve Polemik
  • 1995: Başmakalelerim 2
  • 1995: Başmakalelerim 3
  • 1996: Çerçeve 4
  • 1997: Edebiyat Mahkemeleri
  • 1998: Çerçeve 5
  • 1999: Hâdiselerin Muhasebesi 1
  • 2000: Püf Noktası

Hakkında yazılanlar

Ayrıca bakınız

Kaynakça

Dış bağlantılar

Wikiwand - on

Seamless Wikipedia browsing. On steroids.